Zaman Yönetiminde Kötü Olmamızın Sebepleri
- Aslıhan Cengiz

- 3 Kas 2019
- 2 dakikada okunur
Son iki haftada üç ayrı etkinlikte bulunma fırsatı buldum. Bir tanesi Microsoft’un bir partnerinin planladığı etkinlik, diğeri Oracle’ın bir partnerinin planladığı etkinlik ve diğeri de bir kadın girişimi olan Dijital Topuklar zirvesiydi. Hepsi de İstanbul’da merkezi konumlarda gerçekleştirildi. Buna rağmen üç etkinlik de programda yazan başlangıç saatlerinden minimum 30 dk sonra başladı. Bununla birlikte program ilerlerken de hemen hemen her konuşmacıda 3-5 dk gecikmeler yaşandı ve organizasyonlardan biri söylenen bitiş saatinden bir saat sonra, bir diğeri ise iki saat sonra bitti.
Bu gecikmeler, katılımcıların organizasyon sonrası programlarını ertelemelerine ya da organizasyondan erken ayrılmalarına sebep olabilir. Konuşmacılar için de programlarının kayması, tüm takvimlerini etkileyebilir. Her durum da hoş olmayan, istenmeyen durumlar. Burada organizasyon sahiplerine pek bir lafım yok, daha doğrusu tek lafım onlara değil. Biz kültür olarak zaman kavramıyla çok iyi anlaşan bir toplum değiliz.
Organizasyonların genelde geç başlamasının sebebi, yeterli katılımcı sayısına ulaşılmaması. Çünkü genelde katılımcılar programda yazandan yarım saat, bir saat sonra mekana gelmeyi tercih ediyorlar. Ama bu sefer de zamanında gelmiş katılımcılara çok büyük haksızlık oluyor, farkında değiller. Bir de bu durum sık sık yaşandıkça norm haline geliyor. Bir bakıyorsunuz genel alışkanlık, yazılı olmayan kural halini almış, “organizasyonlara zaten geç gidilir.” düşüncesine dönüyor.
Etkinliklerden örnek vererek başladım ama bizim zaman ile olan problemimiz maalesef iş hayatının pek çok noktasına yansımış durumda. Gerek günlük rutin işlerinde gerek belli bir tarihi hedefleyen projelerde, zamanında iş yapma konusunda başarısız olan çok kişi var maalesef.
Bu başarısızlıkta benim gözlemlediğim iki temel sebep var. Birincisi kaderci yapımız. Proje yönetimleri sırasında projenin zamanlaması sorulduğunda sıkça, “hayırlısı ile, Allah izin verirse, kismet, vb” yanıtlarını duyduğum ve kulaklarıma inanamadığım çok oldu. Başarılı bir iş hayatı için kişilerin bu zihin yapısından mutlaka çıkması, çıkarılması lazım. İkincisi gereğinden fazla rahatlık. “Gecikse ne olur ki, dünyayı kurtarmıyoruz sonuçta” cümlesinin sahibi zihin yapısı pek çok projenin bırakın zamanında tamamlanmasına, projenin tamamlanmasına engeldir. Bu zihin yapısının da hemen terk edilmesi gerekir.
Zaman yönetimi, projelerin ilerlemesinde ve iş hayatında günlük operasyonel işlerimizin yürümesindeki en önemli faktörlerden biri ve bizim gidecek çok yolumuz var. Öncelikle yukarıda bahsettiğim bu iki kafa yapısından sıyrılmamız lazım. Bu konuda söyleyecek çok sözüm var, farklı yazılarda görüşmek üzere.




Yorumlar